Dört, fazla! Bir, az! İki ya da üç olmalı ama iki, üçe göre daha iyi!

Emrah Yalaz, Mobil İstanbul’un bugün katıdığım Ocak 2015 etkinliğinde, birkaç kez tekrarladı bu cümleyi; bir ürünün başarılı olabilmesi için, iki kişinin ideal olduğunu söylüyordu. Hatta etkinlik sonrasındaki networking saatinde soruları alırken, soru soran bir startup sahibine -vakit kaybetmeden- “Co-founder’ın var mı?” diye sordu. Arkadaş “Hayır.” dediğinde, Emrah Bey’in yüzünde, sunumu boşuna yapmamış olduğunu anladığını belli eden bir ifade vardı. Ben de bu cümleyi vurgulamasının sebebini daha iyi kavramış oldum. Sunumun bir bölümünde de, başarısız olan startup-ların ciddi bir bölümünün anlaşamayan ekip üyeleri nedeniyle başarısız olduklarını söylemişti. Büyük ihtimalle, biraz da bu sebepten iki, üçten daha iyiydi; çünkü, iki kişinin anlaşabilmesi olasılığı, üç kişinin anlaşabilmesi olasılığından daha yüksektir.

Genel olarak çok güzel bir sunumdu, gerçekten çok etkilendim. UserSpots’un düzenlediği etkinliklerde  de farkına vardığım pek çok şeyi teyit eder nitelikteydi anlatılanlar. Ancak nedendir bilmem, aradaki bazı terimleri ve bilindiği varsayılarak örnek verilen projeleri ya da proje sahibi firmaları bilmiyor olmama rağmen, Emrah Bey, aklımda daha derli toplu bir iş akışı belirmesine ve bir gün bir ürünü hayata geçirme ihtiyacı duyarsam, neye ne kadar vakit ayırmam gerektiğini netleştirmeme olanak sağladı.

Video kaydı yapılıyor muydu fark edemedim ama umarım yapılmıştır; çünkü izlemenizde fayda var. Öte yandan Serkan Bolat’ın yazdığı bir blog yazısında, Emrah Bey’in, 2013 yılının Eylül ayındaki bir E-Tohum cafe toplantısında yaptığı konuşmanın görüntülerini ve bu konuşmada not etmek isteyebileceğiniz önemli bilgileri bulabilirsiniz: Sıradışı bir eTohum konuşması: Emrah Yalaz ‘Yalın Girişim Kurmak’

Yazımın başlığı üç sorudan oluşuyor:

  1. Etkinlik nedir?
  2. Neden katılıyoruz?
  3. Ne katıyoruz?

Bence bu soruların cevaplanması önemli. Cevaplar, kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle ben kendi cevaplarımı paylaşmak istiyorum.

Etkinlik nedir?

Etkinlik, güzel bir şeydir :) Genelde ücretsiz olup, aynı amacı ya da aynı merakı paylaşan insanların bir araya gelmelerini sağlar.

Neden katılıyoruz?

Öğrenmek ve faydalanmak için.. yeni bağlantılar edinmek için.. yatırımcı bulmak ya da yatırım yapmak için.

Ne katıyoruz?

Belki de sadece bu soruyu sormak istemiştim.. Ne katıyoruz? Ne kattım? Ne kattılar?

Bir etkinliğin, amacına ulaşması için katılımcıların ona ne kattığı, oldukça önemlidir. Eğer konu startup ise startup sahiplerinin orada bulunması ve sözü edilen ürünler genel olarak yazılım odaklıysa, yazılımcıların orada bulunması, etkinliği verimli kılar. Ben bir yazılımcı ya da startup sahibi olarak değil de, meraklı bir göz, hayalperest bir akıl olarak orada bulunuyordum. Networking saatine kadar da oldukça önemli olduğunu düşündüğüm kazanımlar elde ettim. Fakat networking saatinde, hayran hayran bakmak ve konuşulanları dinlemek dışında yapabileceğim bir şey yoktu; ne bir soru sorabilirdim, ne de bir yorumda bulunabilirdim. Emrah Bey’in etrafında toplananlar arasına katıldım. Fırsat bulduğumda teşekkür ettim. Emrah Bey, “Senin sorun nedir?” diye sorduğunda ise “Bir sorum yok; sizi dinliyorum.” diyebildim ve dinlemeye devam ettim. Fakat Emrah Bey, bakışlarıyla soru soracak birilerini aradığı sırada, beni tekrar görüp, bakışlarını hızla değiştirdiğinde, kendimi boş bir teneke gibi hissettim. Bu çok ciddi bir şey. Ona ve sorusu olanlara zaman kaybettirdiğimi düşünüp, yavaşça ayrıldım aralarından.

Sonra gruplar halinde konuşan diğer insanları seyrettim bir süre. Aralarında, önceki etkinliklerde dinleyici ya da konuşmacı olarak katıldığını bildiğim insanlar da vardı. Doğrusu öykündüm onlara; “Merhaba Ömür, biz de şunu konuşuyorduk, bu konuda sen ne düşünüyorsun?” diyebilirler belki bir gün. Bunun için alanında uzman bir Front-end Developer olmalıyım ve “Kullanıcı Deneyimi Geliştirme” konusunda bilgi ve tecrübe edinmeliyim, diye düşündüm. Ya da ben de bir startup sahibi olabilirdim. Fakat bu iki düşünce de kendime “Bunu neden yapacaksın?” sorusunu sormama sebep oldu. Olası yanıtlar biraz ürkütücü: “Topluluğun bir parçası olmak için”, “Oradakilere kendimi kabul ettirmek için”, “(Eğer varsa) onların duyduğu tatmini duymak için”, “Tanınmak için”, vb.

En başta bu etkinliğe katılma amacım da, böyle bencil temellere mi dayanıyor acaba? Hayır! Bir şeyleri değiştirme telaşındayım fakat amacım bu kadar basit değil. Varmak istediğim nokta, bu değil. İmrendiğim doğru fakat kendime haksızlık etmemeliyim; burada katacak bir şeyim yoktu ama çok şey kazandım ve bir gün benim de katacak bir şeylerim olacağından eminim. Bu olduğunda amacıma ulaşmış olmayacağım, bu sadece gittiğim yolda o ana kadar kat ettiğim mesafenin bir yan getirisi olacak ve (umarım) bunun farkında bile olmayacağım.

Sonuç olarak etkinlikler güzeldir ve sözünü ettiğim üç sorudan daha önemli bir soru vardır ki o da şudur:

Ne kazandım?