Menü Kapat

Hayat bir alem :)

Ömür Yanıkoğlu'nun kişisel bloğu…

Kendimizi kitap okumaya mecbur bırakmalıyız

Eğer siz de benim gibi kitap okumayı çok istiyen ama bir türlü bunu gerçekleştiremeyen biriyseniz galiba ben çözümü buldum: Kendimizi kitap okumaya mecbur bırakmalıyız!

Zira bir kafede, masada onun bıraktığı herhangi bir kitapla ya da dergiyle eşimi beklerken bir süre sonra kendimi okurken buluyorum.

Hadi bakalım :)

Bir rica :)

Bu mesaj Güldür Güldür ekibine yazılmıştır :)

Merhabalar,

Bu akşamki gösteriniz fazla güzeldi, hepinize çok teşekkür ediyorum :)

Hızlıca derdimi anlatayım;

Evlilik teklifi skecinden önce konuyla alakalı olan tek hikayeyi anlatma fırsatı bulamadım, sebebi malum :)

Eşim Evrim’e evlenme teklif edeceğim gün neredeyse kör oluyordu :( Ama çok şükür bir şey olmadı. Sonrasında Evrim’in tüm sinirler allak bullak tabi, hiç bir yere gitmek istemiyor, ben bir sürü hazırlık yaptım hepsi çöp olacak. Nihayetinde onu ikna ettim ve tüm aksiliklere rağmen hayatımızda çok güzel bir anı olan muhteşem bir gün yaşadık.

Detaylarını size ve “sizin” seyircinize anlatarak paylaşmayı çok istedim. Sanki o zaman Evrim’le aynı mutluluğu tekrar yaşayacakmışız gibi hissettim. İçimde kaldı :)

Eğer mümkün olursa turneden sonra yapacağınız programlardan birinde yine evlilikle ilgili hikayesi olan var mı diye soracak olursanız, Evrim’le bana bir koltuk ayırmanızı ve hikayemizi anlatmak için söz vermenizi rica ediyorum.

Yanıt veremezseniz ya da yanıtınız olumsuz olursa lütfen üzülmeyin; biz bugün sizi izlemeye ve eğlenmeye geldik, umduğumuzdan fazlasını alarak da ayrıldık yanınızdan. Çok çok teşekkür ederiz :)

Güzel işler yapmaya devam etmenizi, yolunuzun hep açık olmasını, hep birlikte sağlıklı, mutlu ve başarılı bir ömrü uzun uzun yaşamanızı diliyorum.

Sevgiler,
Ömür

Barış Özcan’ın 19 saniye davetine icabet :)

An önce Barış Özcan’dan bir mesaj aldım. Beni hayatıma dokunan bir bilgiyi sizlerle kendi kanalından paylaşmaya davet etti. Eğer bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen sizi de davet etmiştir.

Bu yazıyı hem videoda söyleyeceklerimi belirlemek hem de eğer seçilmezsem bu anıyı saklamak için yazdım. Ayrıca videoya sığdıramayacağım bazı bilgileri de paylaşmak istedim.

Video metni şu şekilde:

Abraham Harold Maslow der ki: ‘Kendi kendisiyle barış içinde yaşamak istiyorsa; müzisyen müzik yapmalı, ressam resim yapmalı, şair şiir yazmalıdır’. Bu söz benim için öyle önemli ki uzun zamandır her e-postamı bu sözle sonlandırıyorum. Teşekkür ederim.

Maslow’un başka bir sözüyle daha önce tanışmıştım, bir arkadaşımın mailinin sonunda. Onu da çok severim doğrusu:

Açıktır ki, yazgıların en güzeli, bir insanın sahip olabileceği en değerli hazine, tutkuyla yaptığı bir iş için ona para ödeniyor olmasıdır.
— Abraham H. Maslow

Anlayacağınız gibi mailin sonuna sevdiği sözü ekleme fikri bana ait değil ne yazık ki ama o arkadaşım artık bu yaklaşımı sürdürmüyor. Ben ölünceye kadar sürdürmeyi planlıyorum, inşallah o da en kısa zamanda bu uygulamaya geri döner :)

Keşke herkes sevdiği işi yapabilse ve aç kalmadan, mümkünse zaman içinde yaşam standardını yükselterek hayatını sürdürebilse.

2007 yılında, üniversitenin 4. yılının sonunda diplomamı alamadan memleketim Giresun’a döndüm. O zamandan sonra sadece sınav zamanları Samsun’a gidip okulu bitirmeye çalıştım ve 2 yıl sonra bitirebildim. Bu süre zarfında çok ama çok cüzi bir maaşla ve sigortasız olarak çalıştım. Öyle ki 2009’da askere gidip, döndüğümde gelirim 2 katına çıkmıştı ama hala asgari ücret bile alamıyordum. Aylarca bekledikten sonra sigortam yapıldı ama maaşım yine asgari ücret olmadı. Sonradan öğrendim ki sigortam bazen tam, bazen eksik yatmış. Kısmet.

Tüm bu süreçte ailem bana memur olmam konusunda ciddi bir baskı uyguluyor, benim yerime banka, vb. sınavların harçlarını yatırıp sınava girmem için ısrar ediyorlardı. Annemden Allah razı olsun, çok sıkıntı çekti benim iyiliğim için ama ben hiç onun sözünü dinlemedim. Dinleyemedim. Ne bir sınava girdim ne de memur olmak için bir adım attım. Burada memuriyeti ve memurları kötülemek değil amacım. Sadece benim gönlümde yatan aslan başkaydı ve diğer seçenekler hiç cazip gelmiyordu.

Herkes gibi ben de hayatımı kazanmak için sürekli bir yerlerde çalıştım. Karın tokluğuna bile olsa sevdiğim işi yapmak için elimden gelen tüm çabayı gösterdim ve sonunda hobimi mesleğime dönüştürdüm. Önce İstanbul’da iyi bir ajansta, ardından da İzmir’de büyük bir kurumsal firmada toplamda 4 yılı aşkın bir süre oldukça iyi maaşlarla ve gelirim üzerinden tam sigorlatı olarak çalışma fırsatı buldum. Bunu elde edebilmek için 5 yıl boyunca sıkıntı çekmem gerekti ama buna değidi doğrusu.

5 ay önce, çalıştığım kurumsal firmadaki pozisyonum kapandı. Bunda benim verimli çalışamıyor olmam da etken oldu. Müteessir değilim. Hatta sevinçliyim diyebilirim; bugün ne kadar kazanacağım belli olmadan home office çalışıyorum, bir birikimim yok ve risk altındayım ama inanın bana çok daha mutluyum :)

Yani memleketteki o sıkıntılı dönemden çıkıp da iyi firmalarda çalışmaya başladığımda çok mutlu olmuştum fakat bir süre sonra önemini yitirmeye başladı. Çünkü gelirden daha önemli şeyler var. Dilediğim çalışmaya dilediğim kadar zaman ayırabilmek, sadece sevdiğim işleri yapabilmek, çalıştığım ortamın sorunlarını giderebilmek, işlere birkaç gün ara verebilmek büyük bir lüks haline gelmişti. Mesai bittikten sonra da ne bir şey yapacak enerjim kalıyordu, ne de yeterli zamanım. Ama şimdi herşey çok daha güzel, Allah nazardan saklasın :) Dilediğim kadar çalışıyor, ayarladığım takdirde dilediğim kadar, bazen haftalarca dinlenebiliyorum. İstediğim zaman kendi memleketime, istediğim zaman eşimin memleketine gidebiliyorum ve kimseden izin almama gerek olmuyor. Kendimin patronuyum çünkü, çok şükür :)

Yarın şu an para kazanmak için yaptığım müşteri işleri de beni yormaya başlayacak muhtemelen, belki de ufaktan başladı bile. Çünkü kurduğum hayaller gerçekten fayda sağlayan inovatif girişimler yapmak üzerine. Şu an mevcut borçlarımızı ödemek adına yine kendi tercihim olmayan projeleri yapmam gerekebiliyor fakat bahsettiğim gibi, büyük ölçüde seçme hakkım var ve müşterilerimin hepsi iletişim kurmaktan keyif aldığım, anlayışlı ve kaliteli insanlar. Bu durum yaklaşık bir yıl daha sürdürmem gereken bu çalışma modelini daha kolay geçirmeme yardımcı oluyor.

Haddim değil ama eğer duymak isteyen birileri varsa diye paylaşmak istiyorum; eğer sevdiğiniz işi yaparak mutlu bir hayat sürmek ve bunu en doğru yoldan yapmak istiyorsanız, mezun olduktan sonra ve/ya iş hayatına atılacağınız zaman, hiç borç yapmadan, ailenizin yanında ikamet ederek sevdiğiniz işi karın tokluğuna yapın. Yaşam standardınızı yükseltmek adına sevmediğiniz işlere tahammül etmeyin. Eğer sevdiğiniz işi önce yaşadığınız şehirde sonra da dünyada en iyi yapan insanlardan olabilirseniz -ki neden olmayasınız- yaşam standardınız da mutluluğunuz da siz farkında olmadan zirveye ulaşacaktır ama asıl keyif alacağınız şey vardığınız nokta değil bu noktaya varana kadar verdiğiniz gönüllü mücadele, yaşadığınız süreç olacaktır. Çünkü;

Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değil.
— Ben Sweetland

Okuduğunuz için teşekkürler,
sevgilerimle.

Sevgiliye çiçek almak

Anlamsız lan, çok anlamsız!
Sevgiliye çiçek almak da ne demek?
“Sana olan sevgim, bu çiçekler gibi tap taze, içim içime sığmıyor..”
diyoruz, ama iç sesimizle de
“.. ve bir gün bu çiçekler gibi yavaş yavaş solacak!”
diye ekliyoruz sanki.

Saksıda çiçek versek hadi neyse.
“Sana olan sevgim bu çiçekler gibi tap taze, içim içime sığmıyor..
Eğer ona emek verirsen böyle taze kalmaya,
böyle tomurcuklar açmaya devam edecek! ”
demiş oluruz en azından.

Ben sana -bu görüşteki biri olarak, bence- çok çiçek aldım.
Hoş, yine alırım ama bence iş değil.. işten değil.

Alırım; çünkü gözünün içindeki o mutluluğu görmeye değer.
Almam; çünkü daha iyisi var, çok var.

Yıllarca mutlu olduğumuzda,
birbirimizi binbir güzellikle mutlu ettiğimizde,
bir gün çıkıp da
“Ama sen bana hiç çiçek almıyorsun!”
dersen, yanağından minicik öperim.
Sonra burnundan, o kendisi minik zaten.
Devamını biliyorsun tabii :)

O kadar mütevazisin ki, dünyaları önüne seresim geliyor.
Elimden geldiğince de yapacağım bunu ama biliyorum,
yapamazsam da mutlu olacağız.

Bana “öküz” de, “it” de.
Ama hep aynı muziplikle de.

Tamam, arada çiçek de alırım, söz.
Ama ben seni çiçeksiz de mutlu ederim..
.. hatta çiçeksiz bir başka mutlu ederim!

Kalbim yerinden çıkacak gibi.
Sana bu satırları yazarken her an kapıdan gireceksin diye korkuyorum.
Daha uzun yazmak isterdim ama yakalanırım,
sürpriz bozulur diye ödüm kopuyor :D

Seni çok seviyorum!
Seni her geçen gün daha da mutlu etmek,
daha da mutlu görmek istiyorum..

Sevgililer günün kutlu olsun aşkım;

İyi ki { benimsin | seninim | biziz }!

Ömür
14.02.2017

Open PhpStorm From the Command Line Using PhpStorm.exe (Windows 10)

Firts of all heavily inspired by Open Sublime Text From the Command Line Using subl.exe (Windows) on scotch.io. You can visit and follow that steps too. Same thing.

Adding PhpStorm.exe to your system environment variables

  1. Press window key and searc “environment” than click “change system environment vairables”
  2. Click “environment variables”
  3. Click “new” and add “PHPSTORM” and your PhpStorm.exe bin path like C:\Program Files (x86)\JetBrains\PhpStorm 2016.2\bin
  4. Modify PATH variable if exists or add new one and add  %PHPSTORM%.

Thats it. You can use phpstrom in your terminal.

Test it

  1. cd path/to/project
  2. phpstorm .
  3. Wait a while.

PhpStorm opens its own bin folder, right? I don’t understand why but the first time you try this happening. You will see that it works as expected, you can try one more time.

I would like to know if you have a solution.

Use cmder and set smaller alias for phpstorm

I highly recomment cmder because I love it. You can easily add aliases when you install cmder with alias pst=phpstorm $* command.

 

PhpStrom’da Zen Coding şablonları nasıl düzenlenir?

Merhaba,

Yaklaşık bir buçuk yıldır PhpStorm kullanıyorum; oldukça başarılı bir program.

PhpStorm’un içinde de, özellikle front-end geliştiricilerin büyük ihtimalle kullandığı ya da kullanmadıysa da duyduğu yardımcı bir araç var: Zen Coding. Başka yerlerde Emmet ismiyle de duymuş olabilirsiniz ama pratikte aynı şeyi yapıyorlar.

Asıl problemden bahsetmeden önce küçük bir bilgilendirme yapmak istiyorum:

Zen Coding ya da Emmet ne işe yarıyor?

PhpStorm’da ya da Sublime gibi bir editörde bir html dokümanı açıp ya da CodePen üzerinde bir Pen oluşturup aşağıdaki satırı yazın.

.grid>.grid__item*4>.grid__content{Col $}

Ve ardından TAB tuşuna basın: aşağıdaki kodun otomatik olarak üretildiğini göreceksiniz.

<div class="grid">
    <div class="grid__item">
        <div class="grid__content">Col 1</div>
    </div>
    <div class="grid__item">
        <div class="grid__content">Col 2</div>
    </div>
    <div class="grid__item">
        <div class="grid__content">Col 3</div>
    </div>
    <div class="grid__item">
        <div class="grid__content">Col 4</div>
    </div>
</div>

Bu küçük bir örnek. Aklınızdaki satırlarca uzunluktaki bir kod bloğunu tek bir satırda ifade ederek kolayca oluşturabilirsiniz.

Asıl konumuza geçmeden önce bir konuya daha açıklık getirmek istiyorum:

Neden Zen Coding şablonlarını düzenlemeye ihtiyaç duyarız?

Kendimden örnek verecek olursam bu konuyu ilk araştırma sebebim PhpStorm’un img tagının class özniteliğini (bence) yanlış konumlandırması. img.card__logo yazıp TAB tuşuna bastığımızda şöyle bir çıktı üretiliyor:

<img src="" alt="" class="card__logo">

Ama bence şu şekilde olmalı:

<img class="card__logo" src="" alt="">

İşte bu gibi sebeplerle bu şablonları düzenlemek isteyebiliriz.

Gelelim asıl konumuza:

PhpStorm’da şablonları nasıl düzenleriz?

PhpStorm’da bulunan Zen Coding şablonlarını düzenlemek mümkün. Hatta kendi şablonlarınızı da oluşturabilirsiniz. Şimdi bahsedeceğimiz pencerenin sağ üstünde bulunan + ikonuna tıklayarak şablon setleri ve şablonlar oluşturabilirsiniz.

Mac kullanıcıları şu adımı izleyerek ilgili pencereye ulaşabilirler:

PhpStorm > Preferences > Editor > Live Templates

Burada tüm setleri görebilirsiniz. Biz Zen Coding setiyle ilgileniyoruz; çünkü klasik taglar burada tanımlanmış. Şimdi aşağıdaki yolu izleyerek img tagının ayarlarına gidelim:

Zen Coding > img

Burada aşağıdaki kodu göreceksiniz:

<img src="$VAR0$" alt="$VAR1$">

Biz bunun yerine şunu yazıp Apply diyeceğiz:

<img class="$VAR0$" src="$VAR1$" alt="$VAR2$">

Artık img.card__logo yazdığımda istediğim gibi bir çıktı üretilecek.

Fakat bu uygulamanın küçük bir potansiyel dezavantajı olabilir. Şöyle ki; sadece img yazıp TAB tuşuna basarsak, şöyle bir çıktı üretilecek:

<img class="" src="" alt="">

Yani eğer class vermek istemiyorsak class özniteliğini silmemiz gerekecek.

Aslında sadece img yazdığımızda klasik şablonu üretse daha güzel olurdu ama şimdilik çözümü ben de bilmiyorum. Eğer sizin bir fikriniz varsa, paylaşırsanız sevinirim.

Umarım bu yazı birilerine faydalı olabilir.

Sevgilerimle…

AngularJS’de dizi (array) içindeki bir objeyi (object) nasıl güncelleriz?

AngularJS ile geliştirdiğim bir sayfa, Chrome’da sorunsuz çalışırken, Internet Explorer’ın son sürümünde saçmalıyordu. Bunun sebebini araştırırken ilginç bir bilgi edindim:

AngularJS’de dizi içindeki bir nesneyi güncellerken klasik değişken atamasını kullanmak doğru bir yaklaşım değil!

Yani normalde aşağıdaki şekilde güncelleme yaparız:

var dizi = [
    { /* birinci nesne */ },
    { /* ikinci nesne */ }
];
var nesne = { /* yeni birinci nesne */ };
dizi[0] = nesne;

Bu kullanımda Chrome bir şekilde doğru çalışıyor ama Internet Explorer 10 düzgün çalışmıyor. Söz konusu IE sürümü 8 olsaydı sorun etmezdim ama en son sürümde AngularJS gibi bir kütüphanenin düzgün çalışmaması kesinlikle benim hatam olmalıydı.

Ardından Google’da angularjs update item in array şekilde bir arama yaptım ve şu linke ulaştım.

Linki ziyaret ettiğinizde az önce verdiğim örneğin asında aşağıdaki gibi olması gerektiğiniz göreceksiniz:

var dizi = [
    { /* birinci nesne */ },
    { /* ikinci nesne */ }
];
var nesne = { /* yeni birinci nesne */ };
angular.extend(dizi[0], nesne);

Kodu bu şekilde güncellediğimde ilgili sayfa Internet Explorer’da da düzgün çalıştı.

Umarım bu yazı, benzer sorunu yaşayan birilerine faydalı olur :)

İyi, Ucuz ve Hızlı!

Paradoks!

Bu üçü aynı anda mümkün olmadığı için, buna bir paradoks demek çok da yanlış değil.

Az önce Gökhan arkadaşım benimle bir görsel paylaştı ve ciddi bir aydınlanma yaşadım. Zaten bildiğim ve şu ya da bu şekilde anlattığım bir şeydi ama bu kadar kolay anlatan bir görsel gördüğüm için çok etkilendim.

Görsel şu:

Çoğunluğun İngilizcesi bu metni anlamaya yetecektir ama yine de Türkçe olarak ifade etmek gerekirse;

Size 3 farklı tipte hizmet sunuyoruz
İyi, Ucuz ve Hızlı
Ama bunlardan sadece 2 tanesini seçebilirsiniz
İyi ve Ucuz olursa Hızlı olmaz
Hızlı ve İyi olursa Ucuz olmaz
Ucuz ve Hızlı olursa İyi olmaz

Çok güzel açıklamışlar, tebrik ediyorum :)

Yeni Yazılar
Eski Yazılar